Geçmişten Geleceğe Bir Bakış / Veysel Güler

Şimdiye kadar hiç Oryantiring Askerleri’nden  birriyle tanıştınız mı? İşte karşınızda sağlam bir Oryantiring Askeri, Veysel Güler. Yıllarını oryantiringe vermiş hocamızdan altın değerinde öğütlerle sizleri baş başa bırakıyor ve kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.

Değişimin olduğu her mecrada gelişimin de olması engellenemez. Ülkemizde oryantiring aktiviteleri gelişim sürecini sürekli olarak devam ettirmektedir. Bunun en büyük etkenlerinden birisi de oryantiringin kişilik gelişimini en çok etkileyen sporların başında gelmesidir. İşin en acı veren tarafı da kendi alanında yetkin olan kişilerin söylemlerinin uygulanma ve bilimsel verilerin takip edilme sürecini sürecini akışına bırakmaktır. İş sürece bırakıldığı zaman sportif faaliyetlerin toplum üzerindeki etkilerinin görülmesi ve değişimlerin ortaya çıkması uzun zaman alır.

Sporumuzun toplumdaki değişim ve gelişim sürecini ve potansiyelini aşağıdaki şekliyle dört farklı alana dökebiliriz.

  • Okul öncesi gelişimi ( 0-6 yaş)
    Aslında sporumuzun gelişimindeki bu süreç en önemli süreçtir. Yaptığımız iş gereği organize ettiğimiz uluslararası gelişim ve antrenman kamplarında üst düzey sporcularla yaptığımız ikili veya karşılıklı görüşmelerde bu spor ile çok erken yaşlarda tanıştıklarına şahit olmuşuzdur. Daniel Hubmann, Simone Niggli , Gustav Bergman bunlardan bazılarıdır. Thierry Gueorgiou spora başlama yaşını hatırlamıyor bile. Çok iyi bir haritacı olan babasının sırtında günlük araziye çizim yapmaya gidip gelirken bu spora olan aşkı başlıyor. Bilimsel olarak küçük yaşta edinilen alışkanlıkların insan hayatını bir ömür boyunca takip ettiğini hepimiz biliyoruz. Sürdürülebilir alışkanlıklar yerini tekrara bırakır, tekrar yerini hata yapmamaya, hata yapmama yerini yavaş yavaş başarıya, başarı da yerini Thierry gibi sporculara bırakır. Bu yaşlardaki çocuklarımıza doğada hareket etme serbestliği vermemiz, doğayla temas alışkanlıklarını başlatmamıza yardımcı olacaktır.

  • Okullarda gelişim (07-14 yaş)
    Okul öncesi eğitim sürecini çoğunlukla uygulamalı ve oyun formatıyla başarıyla atlatan çocuklar, doğada olmak için can atan çocuklar olacaktır. Çimene, toprağa, taşa, böceğe, kediye, köpeğe, yaprağa dokunmak çocukları ezber zihniyetinden uzaklaştırarak birebir uygulama alanına çekecek ve kişisel gelişimlerinde inanılmaz katkılar sağlayacaktır. İşte burada oryantiring yapan çocuklarımız bu sürecin en etkin elemanları olarak, kendilerini bu sürecin içerisinde bulacaklardır. Onlar için; doğada yürümek, toprağa dokunmak, düşmek, tekrar ayağa kalkmak, her hareketiyle sürekli vücudunu aktif tutarak tüm kas ve eklem sistemini de sürecin içerisine alarak daha zinde ve sağlıklı birey olacak ve doğa ona, artık ürkütücü bir ortam almaktan çıkacaktır. Burada en büyük etkimiz; çocuklarımızı bir yarış atı olarak yönlendirmek değil, yaptıklarından keyif almalarını, bulundukları ortama ayak uydurmalarını, arkadaş ilişkilerini geliştirmelerini sağlamak ve bunları hikayeleştirmelerini sağlamak olacaktır. Hikayesi olmayan hiçbir sürecin devamlılığı gerçekçi olmayacaktır. Çocuklarımızın bu hikayelerini oluştururken onların seviyelerini her zaman göz önünde bulundurmalıyız ve önceliğimizin sporumuzu ve doğayı sevdirmek olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Parkur planlarken mutlaka hepsinin bitiş çizgisine başarıyla ulaşmalarını sağlayacak parkurlar planlamalıyız. Özellikle okul öncesi gruplarda yapacağımız aktivitelerde ve ilk kategorimiz olan 10 yaş kategorimizdeki tüm sporcuları ödüllendirme yolunda çözümler bulmalıyız. Hayatlarını oyunlarla bezeyen çocuklar, daha mutlu ve daha umutlu olacaklardır. Onlarla birlikte bu oyunları sık sık, doğa ile baş başa zaman geçirerek oynamak kişisel gelişim süreçlerinde hep bir adım önde olmalarını sağlayacaktır.

 

  • Gençlerde gelişim (15-19 yaş)
    Oryantiring sporumuzda bu yaş kategorisinden itibaren kademeli olarak antrenman yüklemelerine başlamak gerekir. Daha erken yaş kategorilerinde çocuklarımız her zaman OYUN formatını akıllarından çıkarmamalılar ve antrenörlerimiz de bu formatın dışında yükleme yapmamalılar. Erken yüklemeler; erken sakatlıklara, erken sporu bırakmalara, erken soğumalara, erken korkulara, sebep olacak ve istenilen başarıların gelmesi çok uzun zaman ve emek alacaktır. 15 yaşındaki gençlerimize 20 yaşındaymış gibi davranmak ve antrenman yüklemesi yapmak sporumuzdan kopuşları en üst seviyede bizlere yaşatacaktır. Özellikle antrenman yüklemelerinde kategori aralıklarındaki sporcuların fiziksel/vücut yapıları ve o yapılara uyum sürecindeki antrenmanları yapmak geçişleri kolaylaştıracak ve sporumuza bağlılığı da en üste seviyede hissettirecektir. Özellikle Elit Milli Takımlarımızın itici gücü olan bu yaş grupları sporumuz için büyük bir kaynaktır. Fakat düzenli antrenman, beslenme, dinlenme ve motivasyon süreci sekteye uğrarsa buradan kaliteli sporcu beklemek maalesef hayal olur. Mevcut yapımızda büyük özveride bulanan antrenör ve sporcuların kişisel çabaları bu itici gücü ayakta tutmaktadır. Bu gücü sürdürülebilir kılmak Federasyonumuzun görevleri arasındadır. Farklı tip teknikleri gerçekleştirebilecek ( iniş, çıkış, eşyükselti takibi, pusula, gece-o, mass start yada one-man relay, gölge antrenmanı, arazide sporcuyu rahatsız edecek şekilde partnerli antrenmanlar, taşlı, kumlu, sulu antrenmanlar, moral antrenmanları ve mental antrenmanlar, vb.) antrenman kampları yapmak, yabancı sporcularla ikili, üçlü, çoklu antrenmanlar bu yaş kategorilere özellikle yaşatmamız gereken ve uygulamaları gereken tecrübeler hanesindeki yerini almalıdır. Yoksa elit kategoride koştuğumuz yıllarda, benim yabancı ve üst düzey sporculara hayranlıkla baktığım gibi bakar bakar dururuz. Ne konuşmaya, ne yanaşmaya ne de onlardan en basit haliyle parkurdaki ilerleme teknikleri üzerinden bir fikir alışverişinde bulunmaya cesaret edebiliriz. Tavsiyem, en iyisinin yanına gidin ve şu hedefler arası nasıl gittin diye sorun, emin olun işe yarayacaktır. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Farklı tip arazi antrenmanlarına ağırlık vermek suretiyle hata yapmalarını sağlamak, hazırladığımız parkurlarda onları hataya sevk edecek alternatifler sunmak çok iyi birer elit oryantiringçi olma yolunu açmak demektir.

  • Elitlerde gelişim (20-35 yaş)
    Sporumuzdaki en sancılı kategori olarak tarif edebilirim. Fakat bu sancıyı yanlış anlamayalım. En çok özveride bulunan, gelişime ve başarıya en aç kategoridir elitler. Onları anlamak zordur ve anlamak için de çaba göstermek gereklidir. Sunulan imkanlar çerçevesinde en iyisini yapacak kapasitededirler. Kendi bireysel çabalarıyla bu kapasitenin üzerine çıkan çok sporcumuz vardır.  1998 yılında 1/25.000’lik haritalarda antrenmanlar yaparak hazırlandığımız Dünya Ordular arası Oryantiring Şampiyonası’ndan takım halinde diskalifiye olarak dönmek bu sporun en acı ama gelişimi için de büyük çıkış yakaladığımız en keskin dönüm noktasıdır. Sporumuzla tanıştığımız 1998’li yıllardaki elit sporcular olarak Türkiye’nin ilk haritalarını Orest Kotylo-Ukrayna vasıtasıyla çizdirdiğimizi bilmenizi isterim. Antrenmanlarımızın ve müteakiben de yarışlarımızın 1/25.000’lik haritalardan oryantiring haritalarına geçiş sürecini de böylelikle başlatmış olduk. O süreci özetlersem; 1998 yılı diskalifiye, 1999 yılı 34 takım arasından 31, 2000 yılı 35 takım arasından 29, 2001 yılı 34 takım arasından 23, 2002 yılı 32 takım arasından 14 üncü olmayı başardık. 2002 yılındaki başarının altında yatan gerçek; İsveç Milli takımı ile Antalya ve İsveç’te ikili kamplar ve yarış öncesi Norveç’te, yarışmaya katılan bir kısım sporcularla geçen, 2 haftalık kamp ve bunların hemen hemen hepsini farklı tip arazilerde ve yarışa benzer özellikli arazi şekillerinde uygulama fırsatı bulmak, bizleri bu seviyeye getirdi. Burada da açık görüleceği gibi yukarıda değindiğim konular bu başarıyı teyit etmektedir. Şimdi burada şunu açık yüreklilikle ifade etmem gerekir ki; oryantiring sporu ile 18’li yaşlarda tanışan bizler 26-30’lu yaşlarda fena olmayan kendimizce güzel dereceler elde ettik. Kendi tecrübelerimizi de Gazi BESYO’da tamamı sivil arkadaşlardan ve ülkenin 4 bir yanından gelen 250 kişilik bir gruba ve Askeri Okullara giderek seminerler verip gördüklerimizi, yaşadıklarımızı ve tecrübelerimizi aktardık. Sadece şunu düşünmenizi istiyorum. 18’li yaşlarda bu sporla tanışan biri olarak ilerleyen yıllarda aldığımız derecelerle bireysel olarak ve takım olarak belirli bir seviyeye geldik. Bizler antrenörlük hayatına geçiş yaptığımızda o birikimlerimizden tecrübe olarak fazlasıyla faydalanıyor ve alt yaş grubu arkadaşlarımıza aktarmaya çalışıyoruz. Basit bir örneklemle, 14 yaş grubunda bu sporla tanışan kardeşlerimiz bizlerden 10 yıl avantajlı olarak spor yaşantıları başlıyor. Bu kardeşlerimizin antrenör olduktan sonra sahip oldukları tecrübeler paha biçilmez. Onların yetiştirecekleri sporcular bizlerin sahip oldukları derecelerden çok daha iyi olacaktır şüphesiz. Bu şekilde süregelen ve sporumuzda YETKİN ve LİYAKAT sahibi arkadaşlarımızın süreç içerisinde söz sahibi olması başarılarımızı kat be kat artıracaktır. Yeter ki bizler onlara güvenip yollarını açalım, destekleyelim ve yetki verelim.Beslenme, dinlenme, antrenman ve motivasyon dörtlüsünü bir arada tutmak için çabalamak başarıyı her zaman daha yakından hissetmenizi sağlayacaktır.

  • Masterlarda gelişim (36 yaş + )
    Adının gereği olarak işin USTA’sı olan bu arkadaşlarımız sporumuzun önünü açacak fikirler üretmeli ve gelişimine katkılar sağlamalıdır. Tabi ki Master kategorilerinde yarışmanın tadına doyum olmaz. Yaşlı kurtların aralarındaki rekabet hiçbir zaman sona ermez ama buradaki hırslar daha da törpülenmiştir ve işin keyif tarafı daha da ağır basar, basmalıdır da. Ülkemizdeki bu kategori sporcuları her platformda çok güzel dayanışma ve beraberlik örnekleri sergilemektedirler. Fakat bu dayanışma örneklerine ilave olarak yurtdışında çokça görülen sponsorluk alanına da taşımalarını çok isterim. İmkanı olan master sporcularımız, istedikleri Genç veya Elit sporcuya sponsor olmaları herhalde görmek istediğimiz fotoğraf karelerinin en güzeli olacaktır.  Sadece forma sponsorluğundan veya ulaşım sponsorluğundan tutun da, yurtdışı gelişim kamplarına desteklere kadar bu sponsorluk ağını genişletebiliriz.

Sporumuzun gelişmesinde liderlerimizin rolleri çok büyüktür. İnsanları ötekileştirme, adam kayırma, liyakatsiz kişileri yetkilendirme dönemleri bitmiştir, bitmelidir. Başarı için koşulsuz şartsız hem güç birliğine, hem hep birlikteliğe  hem de gücü gençlere vermeye daha çok ihtiyaç vardır.

Başta bendeniz olmak üzere; gerek uzak geçmiş, gerek yakın geçmiş ve gerekse de gelecekte sporumuzla ilgili yurt içi, yurt dışı yetkin ve etkin görevlerde bulunan/bulunacak arkadaşlarımızın tüm camiayı kucaklayıcı hareketlerde bulunması, davranması ve bunu da göstermesi gereklidir. Yoksa kâğıt üzerinde o vasıfta bulunmanın hiçbir anlamı yoktur. Sporumuza ilk başladığım yıllardan itibaren katkıda bulundum ve bundan sonrada katkı vermeye devam edeceğim.Spor yaptığınızda sizi gören bir çocuğun size özenmesi dahi topluma büyük bir katkıdır. Hele hele ona gülümseyerek bakmak oryantiring/spor duygusunu zerk etmeyle eşdeğerdir.

Bir oryantiringçi olarak, çocuklarımıza olan tavrımız sporumuzun geleceğini şekillendirecektir.

Saygılarımla,

Veysel Güler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir